OOO KİMLER GELMİŞ
Sultan Mehmed Vahdeddin Image-10
Lütfen Giriş Yapınız,Yada Üye Olunuz!
Umarız Forumumuzda İyi vakit geçirirsiniz...


OOO KİMLER GELMİŞ
Sultan Mehmed Vahdeddin Image-10
Lütfen Giriş Yapınız,Yada Üye Olunuz!
Umarız Forumumuzda İyi vakit geçirirsiniz...

Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Giriş yap
Gerçek Bir Kore Sarayında Görev Almak ve Kendinizi Bir Krallıkta Bakan, Hwarang,Lady... Olarak Bulmak İster misiniz? O Halde BURAYA TIKLAYINIZ!!!

descriptionSultan Mehmed Vahdeddin EmptyKore Kavimlerinden Ma-Hanlar

more_horiz
“Kora”* kavimlerinden Ma-hanlar kimdir nerede yaşar?

“Y : Kora’da. Memleketleri şimalde Lo-yanğ, cenupta Wa memleketi
(Japonya) ile komşudur. Üç han devletlerin en büyüğüdür. (Çın/han,
Byen-han veyahut Byen-çın, Mâ-han)

K : Ziraatçı ve ipekçidirler, çuha yaparlar. Uzun kuyruklu tavukları
vardır. Şehir duvarları yoktur. Evler mezar gibi yeraltından dışarıya
bir delik ile açılır. Ata binmezler. Saçlarını başları etrafına
sararlar, kumaştan elbise giyinirler...

Beşinci ayda mahsullerden sonra bir bayram yapılır. Bu ayini idare eden kimseye ‘Gök hakimi’ derler.

Onlar bir nevi Stupa inşa ederler.

Japonya’da kâin kıyılarda dövme (deriler üzerini renkleme) âdetleri
bulunur. Memleket elliden fazla münferit hükümetçiklere ayrılır. Hasır
kulübeler ve yer evlerinde yaşarlar. Ata binmezler. Atlardan,
sığırlardan ancak kurban hayvanı olarak istifade ederler. Gerdanlık ve
küpe takınırlar, deri ayakkabılar giyerler...

Gençlik evleri vardır, burada ayinlerde gençlerin sırt derileri
delinerek bir kulaçtan uzun değnekle urgan geçirilir. Bunlar oda
etrafında şikayet etmeksizin bütün gün koşarlar, bu suretle cesaret
tecrübesi yapmış olurlar.

Su-du adı verilen müstakil yerleri vardır, önünde tanrılar için
dikilmiş çıngıraklı direk bulunur. Bu Su-du yerleri sığınak yerleridir.
Dövme arızî olarak bulunur.

descriptionSultan Mehmed Vahdeddin EmptySultan Mehmed Vahdeddin

more_horiz
HAYATI



Sultan
Mehmed Vahdeddin otuz altıncı ve son Osmanlı padişahıdır. Babası Sultan
Abdülmecid, annesi Gülistu Kadın Efendi'dir. 2 Şubat 1861 tarihinde
İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, Sultan Mehmed Vahdeddin
doğduğu yıl, annesi Gülistu Kadın Efendi de, o henüz çok küçükken vefat
etmişlerdi. Çocuk denecek yaşlarda hem öksüz, hem yetim kalan Sultan
Mehmed Vahdeddin, babası Sultan Abdülmecid'in kadınlarından Şayeste Kadın tarafından büyütüldü.


Sultan
Abdülaziz'in saltanatı sırasında henüz bir çocuk olduğu için serbest
yetişti. Eğitim ve öğrenimi ile ağabeyi Sultan İkinci Abdülhamid henüz
padişah değilken bile yakından ilgilendi. Sultan İkinci Abdülhamid,
saltanat yıllarında da bu tutumunu değiştirmedi, ona hep değer verdi ve
onu korudu. Bu yüzden ağabeyinin saltanat yıllarında rahat bir hayat
yaşadı.
Sultan Mehmed
Vahdeddin, çok okurdu, okuduğunu iyi anlardı. Özellikle fıkha ait
eserler ilgisini çekmişti. Kitabeti ve imlâsı düzgündü. Zekî bir
insandı, fikirlerini kâğıt üstüne aktarmakta zorluk çekmezdi. Çok nazik
bir insan olan Sultan Mehmed Vahdeddin, Viyana seyahati
sırasında hem yanındakileri hem de yabancıları nezaketine hayran
bırakmıştı. Az konuşur, daha çok dinlemeyi sever ve birisini dinlerken
pür dikkat kesilirdi.

Sultan Mehmed Reşad, padişah olduğu zaman, yaş bakımından Sultan Mehmed Vahdeddin'den daha büyük olan Sultan Abdülaziz'in oğlu Yusuf İzzeddin veliaht idi.
Yusuf İzzeddin'in ölümü üzerine veliahtlığa Sultan Mehmed Vahdeddin getirildi.

Veliaht olarak bulunduğu yıllarda, Birinci Dünya Savaşı çıktı. Savaş sırasında Osmanlı Devleti'nin veliahtı olarak Almanya'ya resmî bir gezi yaptı. Bu seyahatinde yanında
Mustafa Kemal de bulunudu. Sultan Mehmed Reşad'ın ölümü üzerine, Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin sanı ile padişah oldu.


descriptionSultan Mehmed Vahdeddin EmptyGeri: Sultan Mehmed Vahdeddin

more_horiz
MONDROS MÜTAREKESİ




30
Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı
Hüseyin Rauf Orbay'ın Başkanlığı'nı yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz
Amiral Calthorp'un Başkanı olduğu İtilâf Devletleri Heyeti arasında
imzalanan Mondros Mütarekesi ile silahlı çatışma sona ermiştir. I.
Dünya Savaşını bitiren bu antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu.
Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte;
İtilâf Devletleri'ne Osmanlı Devleti'nin herhangi bir bölgesine,
güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını
tanımakta idi.
Mustafa
Kemal bu mütareke ile ilgili olarak şunları söylüyordu; Osmanlı
Hükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeğe
muvafakat etmiştir. Yalnız muvafakat etmiş değil, düşmanların memleketi
istilâsı için onlara muaveneti (yardımı) de vaad eylemiştir. Bu
Mütareke olduğu gibi tatbik edildiği takdirde memleketin baştan sona
kadar işgal ve istilâya maruz olacağı şüphesizdir.

Mondros
Ateşkes Antlaşması ile İtilâf Devletleri, barış antlaşmasının
imzalanmasını beklemeden, Türk topraklarının taksimine giriştiler.
Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesi gereğince, bütün bir memleketin işgali
için İtilâf Devletleri'ne imkân veriyordu.

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca hükümleri şunlardır:

1-
Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz'e serbestçe
geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkâmlarının İtilâf
Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.

2-
Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan
mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için
yardım edilecektir.

3- Karadeniz'deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.

4- İtilâf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim olunacaktır.

5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.

6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.

7-
İtilâf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya
çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip
olacaktır.

8-
Osmanlı demiryollarından İtilâf Devletleri istifade edecekler ve
Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.

9- İtilâf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.

10-Toros Tünelleri, İtilâf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.

11- İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.

12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilâf Devletlerine geçecektir.

13- Askerî, ticarî ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.

14-
İtilâf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den temin
edeceklerdir (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır).

15- Bütün demiryolları, İtilâf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.

16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki kuvvetler en yakın İtilâf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.

17- Trablus ve Bingazi'deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.

18- Trablus ve Bingazi'de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır.

19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğundan olanlar bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.

20-
Gerek askerî teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve
gerekse nakil vasıtalarının İtilâf Devletlerine teslimine dair
verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir.

21-
İtilâf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu
devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi
kendisine verilecektir.

22- Osmanlı harp esirleri, İtilâf Devletlerinin nezdinde kalacaktır.

23- Osmanlı Hükümeti, merkezî devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.

24-
Altı vilâyet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa, vilâyetlerin
herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilâf Devletleri haiz
bulunacaktır.

25- Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 günü mahallî saat ile öğle zamanı sona erecektir.


descriptionSultan Mehmed Vahdeddin EmptyGeri: Sultan Mehmed Vahdeddin

more_horiz
SEVR ANTLAŞMASI



Ana
hatları 24 Nisan 1920'de San Remo Kanferansı'nda kararlaştırılan Sevr
Antlaşması, 11 Mayıs 1920'de incelenmek üzere Osmanlı Hükümeti'ne
verilmişti.
Antlaşması'nın
kabulünü kolaylaştırmak ve Sevr hükümlerini uygulamak üzere, İtilâf
Devletleri'nin teşvik ve desteği ile Yunan ordusu da 23 Haziran 1920'de
Anadolu'da ve Trakya'da saldırıya geçti. Bursa'nın, Balıkesir'in,
Uşak'ın ve Nazilli'nin ardarda işgali ile Sevr'in uygulanmasını
sağlamak ve Antlaşma maddelerinde herhangi bir değişikliğe meydan
vermemek bu saldırıda esas amaç olmuştu.

Sultan
Vahdeddin'in başkanlığında toplanan Şûra-yı Saltanat 22 Temmuz 1920'de
"zayıf bir mevcudiyeti, mahva tercih edilmeğe değer" görerek
Antlaşma'nın onanmasına karar vermiştir. Tevfik Paşa'nın, Türk
topraklarını parçalayan, millî şeref ve haysiyetle bağdaşmayan bu
antlaşmayı imzalamaması üzerine Damad Ferit Paşa tarafından
görevlendirilen Reşat Halis Bey, Hâdi Paşa ve Rıza Tevfik (Bölükbaşı)
Bey Sevr Antlaşmasını 10 Ağustos 1920'de imzaladılar.

Sevr Antlaşması'na göre, Osmanlı Devleti parçalanıyor, Türk Milleti de yasama hakkından yoksun bırakılıyordu.

Rumeli
sınırımız aşağı-yukarı İstanbul vilâyeti olarak tayin olunuyordu. Batı
Anadolu ( İzmir ve havalisi) Yunanlılara veriliyordu. Güney sınırı ise,
Mardin, Urfa, Gaziantep, Amanos dağları ve Osmaniye'nin kuzeyinden
geçmekte ve bu sınırın güneyini Fransa'ya bırakmakta idi. Doğuda
Bayazıt, Van, Muş, Bitlis ve Erzincan'ı içine alan bir Ermenistan, Irak
ve Suriye arasında bir Kürdistan kurulacaktı. Bunun dışında, Türkiye'ye
bırakılan topraklar nüfus mıntıkalarına ayrılmakta; İtalyanlar Antalya
ve Konya, Fransızlar Adana, Sivas ve Malatya bölgesi üzerinde,
İngilizler de Irak'ın kuzey kısmında nüfuz bölgeleri tesis ediyorlardı.
İstanbul'da ise hükümet ve padişah oturacak fakat, İstanbul
milletlerarası bir şehir olacak, Boğazlar'da ordusu, donanması, bütçesi
ve organize kuruluşları ile bir komisyon bulunacaktı. Türklere
bırakılan bölge, hakimiyet hakkı en ağır şekilde sınırlanmış, Ankara ve
Kastamonu vilâyetleri ve dolayları idi. Sevr'e göre, memleket dahilinde
bulunan azınlıklar Türklerden daha fazla haklara sahip oluyor, vergi
vermeyerek, askeri hizmet yapmayarak imtiyazlı (ayrıcalıklı) bir
durumda bulunuyordu. Türk tabiyetinden çıkanlar birçok yükümlülüklerden
kurtuluyorlar, yeniden hiç kimsenin Türk tabiyetine de girmesine müsade
edilmiyordu.

Devletin
askerî kuvveti, her bakımdan sınırlanarak azamî miktar 50.700 kişi
olacak; tank, ağır top, uçak bulunmayacaktı. Askerlik de gönüllü
olacak, donanma ise 7 gambot ve 6 torpidodan ibaret olup, donanmada
denizaltı da bulunmayacaktı. Diğer taraftan mâlî ve iktisadî hükümler,
Osmanlı Hükümeti ile Meclisin yetkilerini hiçe saydıracak şekilde
sınırlayıcı ve külfet teşkil eder mahiyette olup, Osmanlı Devleti'ni
İtilâf Devletlerinin müşterek sömürgesi haline getiriyordu. İngiliz,
Fransız ve İtalyan devletlerinin temsilcilerinden kurulu Mâli Komisyon,
Osmanlı Devleti'nin gelir ve giderlerini düzenlemekte ve devletin
yetkilerini devletlik sıfatı ile bağdaştırılmayacak şekilde bağlamakta
idi.

Sevr
Antlaşması'nın Osmanlı Hükümeti'nce imzalanması, Anadolu'daki millî
mücadele azmini kuvvetlendirmiş, halkın İstanbul Hükümeti'nden
ümitlerini kesmesine neden olmuştur.

Büyük
Millet Meclisi 19 Ağustos 1920 tarihli toplantısında, Sevr
Antlaşması'nı imzalayan ve bunu onaylayan Şûra-yı Saltanat'ta
bulunanları vatana hıyanetle itham ederek vatansız sayılmaları kararını
aldı. Aynı zamanda Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu antlaşma ile
kendini hiç bir surette bağlı görmediğini de ilân etti.

descriptionSultan Mehmed Vahdeddin EmptyGeri: Sultan Mehmed Vahdeddin

more_horiz
KURTULUŞ SAVAŞI



Osmanlı
Devleti Birinci Dünya Savaşına Almanya'nın yanında katılmıştı. Ağır ve
yorucu savaşlardan çıkmış Osmanlı kuvvetleri savaş sırasında kahramanca
çarpışmalarına rağmen, düşman kuvvetlerinin tüm yurdu işgal etmelerine
karşı koyamamışlardı. Bu sıralarda imzalanan Mondros ve Sevr
Antlaşmaları, Osmanlı Devleti'ni tamamen yok etmeye ve Türk yurdunu
parçalamaya yönelik hazırlanmıştı.
Sultan Mehmed Vahdeddin Osmanlı Mebusan Meclisi'nin
toplanmasına karar verdi. Toplanan meclis düşman devletlerin görüşleri
dışında bir karar alarak Misak-ı Millî'yi kabul etti. Bunun üzerine
İngilizler İstanbul'u resmen işgal edip Osmanlı Mebusan Meclisi'ni
dağıttılar.

19
Mayıs 1919 yılında Samsun'a çıkarak Millî Mücadele hareketini başlatan
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Anadolu'daki direniş hareketini
örgütlediler. Kongreler, Kuva-yı Milliye direnişleri gerçekleştirildi. Nihayet 23 Nisan 1920'de TBMM'nin Ankara'da açılmasına karar verildi.

Türk
milleti, canını ve malını hiçe sayarak girdiği Kurtuluş Savaşı'ndan
muzaffer çıkmış, düşmanlar vatan topraklarından atılmıştı. Başkomutan
Mustafa Kemal Paşa idaresinde büyük bir zafer kazanılmıştı. Yeni meclis
saltanatın kaldırılması ve Osmanlı hanedanının Türk topraklarından çıkarılmasını istemişti.

descriptionSultan Mehmed Vahdeddin EmptyGeri: Sultan Mehmed Vahdeddin

more_horiz
İSTANBUL'DAN AYRILIŞI



Hayatını
tehlikede gören Sultan Mehmed Vahdeddin, İstanbul'daki işgal kuvvetleri
komutanına baş vurarak İngiliz devletine sığınmak istediğini bildirdi.
17 Kasım 1922 sabahı İsranbul'dan Malaya isimli bir İngiliz zırhlısı
ile ayrıldı.
Saraydan ayrılışından sonra Vahdeddin önce Malta'ya, daha sonra Hicaz'a gitti.

Mekke'de bir süre kaldıktan sonra İtalya'nın San Remo şehrine giderek vefatına kadar orada kaldı.

descriptionSultan Mehmed Vahdeddin EmptyGeri: Sultan Mehmed Vahdeddin

more_horiz
ÖLÜMÜ



Sultan
Mehmed Vahdeddin, San Remo'da kalp yetmezliğinden dolayı 15 Mayıs 1926
günü 65 yaşında vefat etti. Vatan topraklarına gömülmek en büyük
arzusuydu. Ancak bunun mümkün olmayacağını bildiği için en azından
halkı müslüman olan bir ülkenin topraklarına gömülmek istemişti.
Şam'daki Selâhaddin Eyyubi Türbesi'ni seçmişti ve bu son arzusuydu.
Cenazesi alacaklıların haciz koymaları yüzünden bir süre ortada kaldı. Ancak devrin Suriye Devlet Başkanı Ahmed Nami Bey,
olayı duyunca çok üzüldü ve bütün borçlarını ödeyerek, cenazesini
Suriye'ye getirtti. Ancak toprağa verilmeyi çok arzuladığı Selâhaddin
Eyyubi Türbesi doluydu. Ahmed Nami Bey, Sultan Mehmed Vahdeddin'in
cenazesinin
Sultan Selim Camii'nin bahçesine gömülmesini sağladı.
privacy_tip Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
power_settings_newLogin to reply