OOO KİMLER GELMİŞ

Lütfen Giriş Yapınız,Yada Üye Olunuz!
Umarız Forumumuzda İyi vakit geçirirsiniz...



 
AnasayfaSSSKayıt OlÜye ListesiGiriş yap
Gerçek Bir Kore Sarayında Görev Almak ve Kendinizi Bir Krallıkta Bakan, Hwarang,Lady... Olarak Bulmak İster misiniz? O Halde BURAYA TIKLAYINIZ!!!

Paylaş | 
 

 Muhteşem Kraliçe (Queen Seon Duk) 41. Bölüm Özeti

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Teja Yi Seon Woo
Veliaht Prens
avatar


Mesaj Sayısı : 968
Rütbe : Velihat Prens
Nereden : Joseon İmparatorluğu
Maaş (Won) : 1634


İfadem :
Tuttuğu Takım :
Uyarı :
100 / 100100 / 100

Madalya :
Saygınlık :
75 / 10075 / 100

Aktiflik :
75 / 10075 / 100


Kraliyet Kartı
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Saygınlık:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Çin-Güney Kore Diplomatik İlişkilerinin Kurulmasının 15. Yıldönümü   C.tesi Haz. 27, 2009 1:18 pm

Çin ve Güney Kore ikili diplomatik ilişkilerin kurulmasının 15.
yıldönümünü kutluyor. Bu amaçla Çin Cumhurbaşkanı Wen Jiabao 10 Nisan
2007 tarihinde iki günlük resmi bir ziyaret için Seul’e geldi. Bu
ziyaret Çin’den Güney Kore’ye başbakan düzeyinde altı yıldan bu yana
gerçekleşen ilk ziyaret olması dolayısıyla da önem taşımakta. Çin
Başbakanı Wen Jiabao’nın Güney Kore Cumhurbaşkanı Roh Moo-hyun ile
gerçekleştirdiği zirve toplantısı sırasında Kore-Çin ilişkilerinin
geliştirilmesi, Kuzey Kore nükleer silah programına barışçıl bir çözüm
bulunması, Kuzeydoğu Asya’da bölgesel işbirliğinin geliştirilmesi ile
uluslararası bazı sorunlar ele alındı.

İki ülke arasında diplomatik ilişki kurulmasından bu yana Seul ve Pekin
siyasi ve ekonomik ilişkilerini oldukça hızlı bir şekilde
geliştirdikleri gibi, pek çok bölgesel ve uluslararası konuda benzer
yaklaşım benimseme noktasına gelmiştir. 1991 öncesinde Çin’in Kuzey
Kore’nin en büyük müttefiki olduğu düşünülürse, mevcut durum ikili
ilişkilerde çok büyük bir mesafe alındığını göstermektedir. 1949’da Çin
Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasından hemen sonra Pekin yönetimi, Kuzey
Kore’yi desteklemek için Kore Savaşı’na “Çinli gönüllüler” göndermişti.
Daha sonraki Soğuk Savaş dengelerinde Kuzeydoğu Asya bölgesinde iki
düşman üçlü ortaya çıkmıştı. Kuzeyde Kuzey Kore-Çin-Sovyetler
Birliği’nden oluşan komünist üçlü ile güneyde Güney
Kore-ABD-Japonya’dan oluşan kapitalist başka bir üçlü.

1990’ların hemen başında Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte
bölgedeki bu kutuplaşma da ortadan kalkmıştır. Bu süreçte Pyongyang’ın
eski müttefikleri Pekin ve Moskova ekonomik saiklerin de etkisiyle Seul
ile ilişkilerini geliştirmeye başlamışlardır. Bölge dengelerinin
değişmesinden en fazla kaybeden ülke ise Kuzey Kore olmuştur. Eski
müttefiki Sovyetler Birliği’nin henüz dağılmadan bile Batı ülkeleriyle
birlikte Güney Kore ile yakınlaşmaya başlamıştır. Benzer politikayı
komünist rejimi değiştirmemesine rağmen Pekin de takip etmiş ve Seul
ile yakınlaşmaya başlamıştır. Son dönemde Pekin yönetiminin Kore
Yarımadası’na yönelik politikası şu şekilde özetlenebilir: Eğer iki
Kore bileşecekse bile bu kesinlikle barışçı yollardan olmalı, bununla
birlikte bu birleşme şekli Alman birleşmesi gibi bir tarafın diğer
tarafı ilhak etmesi (Güney Kore’nin Kuzey Kore’yi ilhak etmesi
kastediliyor) gibi bir sonuç doğurmamalı. Tercihen Birleşik Kore, Çin
ile müttefik olmalı ya da en azından tarafsız bir ülke olmalı. Birleşik
Kore kesinlikle ABD veya Japonya’nın nüfuzu altında bir ülke olmamalı.
Güney Kore’deki Amerikan askeri üsleri birleşmeden sonra derhal tahliye
edilmeli. Pekin’e göre bu şartlar altında birleşme gerçekleşmiyorsa
mevcut statüko devam etmelidir. Çin, Kuzey Kore’nin varlığının devam
etmesini istemekle birlikte, Pyongyang’ın müsrif bir evlat gibi
kendisini Soğuk Savaş dönemindeki gibi sömürmesini istememektedir.
Malum Soğuk Savaş döneminde Kuzey Kore, Sovyetler Birliği ve Çin’i
birbirlerine karşı kullanarak ya hibe yardımı almış ya da bolca batık
kredi kullanmıştı. Bu yüzden Çin ve Rusya 1990’lı yıllardan itibaren
Kuzey Kore’ye karşı oldukça cimri davranmaktadırlar. Çin, Güney Kore
ile ilişkilerini geliştirmek suretiyle, Kore sorununa ilişkin kendi
politikasının genel kabul görmesini sağlamaya çalışmaktadır.

Çin genel anlamda Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan
arındırılmasını savunmakta ve bu yönüyle Kuzey Kore’nin nükleer silah
programına karşı çıkmaktadır. Elinde yeterince “meşru” nükleer silahı
bulunan Çin’in bu anlamada güvenlik açısından Kuzey Kore’nin nükleer
silahına ihtiyacı yoktur. Üstelik Kuzey Kore’nin nükleer silah programı
ABD’nin Kore Yarımadası’nda tek taraflı bir askeri müdahalesini
kışkırtmaktadır. Bu noktada Çin ve Güney Kore’nin politikaları
birbirleriyle uyuşmaktadır. Seul ve Pekin, Pyongyang’ın nükleer silah
sahibi olmasına sıcak bakmamakla birlikte, bu sorunun kesinlikle
barışçıl bir yöntemle çözülmesi konusunda hemfikir durumdalar. Bunda
Güney Kore ve Çin’in uzun kara sınırları dolayısıyla Kuzey Kore’de
çıkabilecek bir krizden en fazla etkilenecek ülkeler olmasının payı
büyük. Kuzey Kore’de çıkabilecek herhangi bir istikrarsızlık hem Güney
Kore hem de Çin sırına milyonlarca Kuzey Korelinin yığılması anlamını
taşımakta. Zaten sayıları giderek artan Kuzey Koreli mültecilerle Pekin
yönetiminin başı yeterince dertte. Bu açıdan Roh-Wen zirvesinde Kuzey
Kore nükleer sorunu ile ilgili toplanan Altılı Müzakerelerdeki (Kuzey
Kore-Güney Kore-ABD-Çin-Japonya-Rusya) tıkanıklığın bir an önce nasıl
aşılabileceği de ele alındı.

Çin’le gelişen ikili ilişkilerden Güney Kore’nin kazancı ise, bölge
sorunlarında daha belirleyici bir konuma gelmek olacaktır. Seul
yönetimi müttefiki Vaşington ile Kore sorununa ilişkin çıkarlarının
bire bir örtüşmediğini geçen yarım asırlık süre içerisinde yeterince
anlamış durumdadır. Japonya-Güney Kore ilişkileri ise siyasi açıdan
1945 öncesinden gelen güven bunalımını halen aşabilmiş değildir. Bu
yönüyle Seul’ün bölgede geliştirebileceği çok yönlü diplomasisi
kendisinin manevra alanını genişletecektir. Bu yönüyle ABD, Japonya,
Çin ve Rusya gibi büyük güçlerle geliştireceği dinamik ilişkiler, Güney
Kore’nin tek bir güce olan bağımlığını azaltacağı gibi, Kore sorununda
kendisine daha fazla söz söyleme hakkı tanıyacaktır. Bu yönüyle Güney
Kore bölgesel güç statüsünden ekonomik kapasitesini de kullanarak
yarı-küresel bir güç statüsüne ulaşmaya çalışmaktadır.

Dünyanın en büyük ekonomilerine sahip hale gelen iki komşu ülkenin
iktisadi anlamda da birbirlerinden kazanacakları çok şey vardır. Bu da
Pekin-Seul ilişkilerinin gelişmesinin itici gücünü oluşturmaktadır.
Zaten 15 yıl içerisinde Güney Kore ve Çin birbirlerinin en önemli
ticari ortakları haline gelmişlerdir. Sadece 2006 yılında Çin ve Güney
Kore arasında gerçekleşen ticaret 130 milyar doları bulmakta. Hedef ise
diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 20. yılı olan 2012’de 200 milyar
doları yakalamak. Bununla birlikte Çin ve Güney Kore arasında Doğrudan
Ticaret Antlaşması imzalanması konusunda henüz tam bir mutabakata
varılabilmiş değil. Bu konuda Çin tarafı oldukça istekli gözükmekle
beraber, Güney Kore ancak Avrupa Birliği ile yürütülen müzakerelerin
sonuçlanmasından sonra Çin ve Japonya ile Serbest Ticaret Antlaşmaları
yapmayı düşünüyor.

Netice itibarıyla ifade etmek gerekirse, günümüzde Çin-Güney Kore ikili
ilişkilerinde siyasi ve ekonomik açılardan kat edilen mesafe, bölgesel
hatta uluslararası bir etki yapabilecek bir kapasiteye ulaşmış
bulunuyor. Son ziyareti bir de bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Majesteleri Kral
Majesteleri Kral
avatar


Mesaj Sayısı : 5298
Rütbe : Majesteleri Kral
Nereden : Joseon İmparatorluğu
Maaş (Won) : 102570


İfadem :
Tuttuğu Takım :
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Madalya :
Saygınlık :
100 / 100100 / 100

Aktiflik :
100 / 100100 / 100


Kraliyet Kartı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Saygınlık:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Muhteşem Kraliçe (Queen Seon Duk) 41. Bölüm Özeti   Ptsi Mart 08, 2010 3:06 pm

41. Bölüm Özeti



Mi-sil, Chun-chu'yu taht için aday olarak gösterir. Bakanlar kurulundan Kim Seo Hyeon, onun gerçek kemik sınıfı olduğundan bahseder, Chun-chu bu sistemin barbarca olduğundan bahseder.

Duk Man, Chun-chu'nun bu tavrıyla şaşırmıştır. Yine de Mi-sil'in oyununa gelmemekte ve Chun-chu ile bir taht mücadelesine girmemekte kararlıdır. Chun-chu ise bakanlar kurulundan Young-chun'u kendine bağlamıştır bile.

Se-jong, Chun-chu'yu aday olarak çıkaran Mi-sil'den Seol-won'un kızıyla Chun-chu'nun evliliklerine engel olmasını ister. Bu olaydan sonra Mi-sil sürekli uyuyarak vakit geçirmektedir.

Chun-chu, sevdiği kızı görmek için Seol-won'un yanına geldiğinde, Seol-won onun hasta olduğunu söyler. Chun-chu bunun yalan olduğunu anlayacak ve kızı kaçıracaktır. Seol-won kızını Se-jong'un kaçırdığını düşünecek ve birbirlerini suçlayacaktır. Chun-chu sevdiği kızı da alarak saraya gelir. Duk Man'da oradadır.

Mi-sil'in Chun-chu'yu kullanacağını düşünen Duk Man, Chun-chu'nun yaptığı bu hareketle aslında kendisinin Mi-sil'i kullandığını gösterir.





Yeterince güçlüysen savaşırsın,
savaşamazsan savunmaya geçersin,
savunamazsan teslim olursun,
teslim olamazsanda yürüyerek ölüme gidersin...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://emekciler.roleplaylife.net/majesteleri-kral-yn-konaoy-f73
 
Muhteşem Kraliçe (Queen Seon Duk) 41. Bölüm Özeti
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» DÜNDEN BUGUNE AMİGO ORHAN ...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Muhteşem Kraliçe [Queen Seon-Deok] :: Muhteşem Kraliçe (Queen Seon Duk) Bölümleri & Multimedya-
Buraya geçin: